;


MEHMET GÖREN

AFŞİN'İN YETİŞTİRDİĞİ ŞAMPİYON GÜREŞÇİLER

AFŞİN MEŞHURLARI

AFŞİN ŞAİRLER ANTOLOJİSİ

AFŞİN ESHAB-I KEHF

RÖPORTAJLAR

KAHRAMANMARAŞ ŞAİRLERİ

ÖYKÜLER

KAHRAMANMARAŞ YAZARLARI

İLETİŞİM

İLAHİLER ve MÜZİK

K.MARAŞ'IN İLÇELERİNİN RESİMLERİ

AFŞİN

AFŞİN-ELBİSTAN TERMİK SANTRALİ VE LİNYİTLERİ

AFŞİN'DE İZ BIRAKANLAR (yeni isimler eklenecek)

SESLİ ŞİİRLER

AFŞİN'Lİ İDARECİLER

DİNİ BİLGİLER

FAYDALI BİLGİLER

KAHRAMANMARAŞ

MANZARA RESİMLERİ

İL İL TÜRKİYE

SON DAKİKA HABERLERİ (Türkiye ve Dünya)

YEREL GAZETELER (K.Maraş ve İlçeleri)

AFŞİN TERS LALESİ

SİTEMİZDEN HABERLER

K.MARAŞ ve İLÇELERİNİN VİDEOLARI

K.MARAŞLI SANATÇILARIN KLİPLERİ

ZİYARETÇİ DEFTERİ

Yaptığımız Röportaj Hilal Haber'de...

Şair-Yazar A.Süreyya Durna'yla Yaptığımız Röportaj Hilal Haber'de...

Röportaj Mehmet Gören/ Kahramanmaraş tanıtım sitesi

SORU: Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

CEVAP : 1954 doğumlu olup Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Nadır köyünde dünyaya geldim. İlkokul, orta, lise ve imam hatip lisesinden sonra yüksek öğrenimimi tamamladım.

İki dönem, bir siyasi partinin İskenderun ilçe başkanlığını yaptım ve uzun süre Akdeniz Bölgesi Basın Ajansı olarak çalıştım. Bazı gazetelerde belgesel araştırmalarımın yanında, kültürel makalelerim yayımlandı. Genellikle iç ve dış gezilerimle ilgili yazılar kaleme aldım ve röportajlar aktardım. Daha sonra belirli aralıklarla köşe yazarlığı icra ettim. Aynı şekilde Anadolu’nun muhtelif yerlerinde çıkan birçok mahalli gazetelerde de yazdım sürekli.

Haricen; Mizah, Milli Mücadele, İttihat, Somuncu Baba, Kültür- Sanat, Bengisu, Mefkûre gibi edebiyat dergilerinde şiirlerim neşredildi ve bazı eserlerim bestelendi. Aynı zamanda, bu dalda birçok ödüller aldım.
Afşin Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevinde bulundum ve bu süre içerisinde makalelerimi bir müddet müstear isimle yazdım.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde ayak bastığı yerlerin tümünü istisnasız dolaştım. Bu hususta geçmişe ışık tutacak geniş ölçüde resim arşivine sahibim.

Ayrıca Taekwondo milli hakemiyim ve sporla iç içe yaşamaktayım. Spor adeta hayatımın vazgeçilmezidir. Sosyal faaliyetlerimin dışında, Hat sanatı ve Osmanlı arşivi üzerinde çalışmalarım mevcuttur.

Eserlerim: Muzır İkili (hikâyeler), Denemeler (edebiyat seçkisi), Şafak Taarruzu (şiirler) yayınlanmış eserlerim arasındadır.

“Yalaka Üretim Merkezi” adlı eserimle “Üç Değirmen Ötesi” adlı öykü kitabım basım aşamasındadır.

Hayata bakış açımın ve felsefemin tarifi, yazdığım şu dörtlükte saklıdır.

KIZILÖTESİ

Mayın tarlalarında gül derme arzusuyla,
Düşman bildiklerime gül verme arzusuyla,
Yaşamak istiyorum savaşsız bir dünyada;
Namluların ucunda gül görme arzusuyla.

A.S.D

SORU: Şiirle tanışmanız ve yazmanız ne zamandan beri devam ediyor?

CEVAP : Rahmetli dedem hanedan birisiydi. Misafir odasına gelen çok yönlü misafirlerin anlattıklarından etkilendiğimi düşünüyorum. Genellikle yöre âşıkları ki bunlar, irticalen atışmalar yaparlardı. Saz çalıp türkü söyleyenlerin yanında, hikâye anlatanlar da olurdu.

Babam, dedemin odasında uzun kış geceleri nazımla cenk kitapları okurdu ve ayrıca iyi bir türkücüydü. Yöremizde Kadayıfçı Durmuş’tan sonra babam gelirdi türkü söylemede. Rahmetli Kadayıfçı Durmuş tek düze söylerdi, fakat babam; her daldan ve her telden söylerdi. Üstelik orta ölçekte şairdi de. Bazen beni şiirle mindere davet ettiği de olur elan. Yalnız ana tarafından dedemin şiirleri daha bir okunasıydı. İşte bu atmosfer içerisinde yetişmemden dolayı şiirle perçinleştim ve kaynaştım diyebilirim.

SORU: Sizi şiir yazmaya yönlendiren birisi oldu mu?

CEVAP :Konya’da okurken dört buçuk ay bir mahkûmiyetim söz konusuydu. Orada şiir yazmaya uğraşırken; her konuda otorite sayılabilecek Ahmet Necati Aksaray adında bir kişi vardı. Aynı zamanda çeşitli gazetelerde muharrirlik yapmış birkaç dil bilen aydın birisiydi. Hocaydı üstelik bir gün ne yazdığımı merakla şiirlerimi görmek istedi. Verdiğimde, benim yazdığıma inanmadı ve “Bunlar hangi şaire aittir?” diye sordu. Çünkü kendiside şairdi.

Tabii on altı yaşındaydım o zaman. İnanamayışı, şiirlerimi yaşımla orantılı görmeyişinden kaynaklanıyordu. Zamanla benim yazdığıma kanaat gelince şiirlerimin; o yıllarda çok okunan dergilerde yayınlanmasına vesile oldu ve beni şiir kulvarında büyük ölçüde kamçıladı. O gün bu gündür şiirle iştigal etmekteyim.

SORU: Şiirlerinizde genel olarak işlediğiniz konular nelerdir?

CEVAP :Yazdığım şiirler genellikle siyasi ve sosyal içeriklidir. İroniyle karışık hicvetmeyi seviyorum. Tabi bunda siyasi iradelerin payı büyüktür. Tarih çerçevesinde eyyamcı (oportünist) siyasi iradelerin şairler üzerinde, kalıcı ve olumsuz etkileri bir vakıadır. Yiğitçe haykıranlar, belirgin makamları her türlü korkudan azade bir şekilde hicvederken, dalkavuk tabiatlılar; eğilerek, el-etek öperek methiyeler dizmişlerdir mevcut otoriteye Allah’a çok şükür benim böyle bir şiirim yoktur.

Şiirlerim, salt yergi mahiyetinde değildir elbette. Güzeller ve güzellikler manzumesine dair şiirlerim daha çoktur. Bilhassa doğa eksenli, varoluş eksenli şiirlerim revaçtadır. Keşke hep güzelliklerle kalsa insanlığımız… Keşke hep güzellikleri kuşanabilsek, yaşayabilsek… Ama maalesef, kısırdöngülerin dar çemberinde oyalanıyoruz böylece.

SORU: Peki, hicivli bir dörtlük okumanız mümkün mü?

CEVAP :Gayet tabi. Ezberim zayıftır, ama kitaptan bir dörtlük okuyayım bari.

SİYASİ KANAAT

Şu çağdaş despotlar, neronlar olmasaydı.
Kan içici vampirler, şaronlar olmasaydı.
Terazisi, dengesi bozulmazdı dünyanın,
Kıtaları kuşatan baronlar olmasaydı.

SORU:İyi bir şair nasıl olmalıdır sizce?

CEVAP :Şair, statik düşünmemelidir. İcabında beyninin usaresini emerek üretmelidir. Başkalığı olmalıdır şairin. Farkını, her konuda fark ettirmelidir. Suya sabuna dokunmayana ben şahsen adam da demem, şair de… Şair; filozofça düşüncenin, belleklere kazınan imzanın, kamuoyu nezdinde hoş seda bırakacak her eylemin yansıması demektir. Şair, büyük düşündüğü ölçüde şairdir. O, dar kalıplara sığmamalıdır asla.

SORU: Şairin toplumdaki görevi nedir?

CEVAP :Bir başka açıdan söylemem gerekirse şair; radar konumundadır ve görsel baz da döner başlıklı tarayıcıdır. Görevi, toplumun hissiyatını ve değer yargılarını iyi okumaktır, iyi mütâlâa etmektir. Münferit ve yüzeysel davranışların ırağında tutmalıdır kendini. Uyarıcılık mekanizmasının çark ve dişlilerini iyi çalıştırmalıdır ve iyi bileylemelidir. İlla velâkin ilk önce şairliğin vasıflarını taşımalıdır üzerinde. Şair, ne işportacıdır ne de ucuz işporta malıdır şiir. Kıymeti harbiyesi olmayan şairin, şiirleri de ona mümasildir.

Bakıyorum da bazı şair geçinen zevatlara, adeta şiir pazarlıyor. Şiir pazarlanmaz, şiir okunur sadece. Yeter ki şiir olsun. Ama bazıları, “şiir” diye ne kadar afara (harman yerindeki kalıntı) varsa dolduruyor çuvala. Şiir bu değil kardeşim dediğinizde güceniyorlar. Oysa şiir başlı başına bir sanat dalıdır. Şair ise parmak sayısı kadar azdır benim nezdimde. Öyle, “ben yazdım oldu” mantığıyla ne şair olunur nede şiir yazılır. Yazıldığındaysa kendisinden başka kimse okumaz o şiiri. Ezcümle kendi çalar kendi oynar. Veyahutta avunur durur oyuncaklarıyla.

SORU:Gününüzü nasıl geçirirsiniz, neler yaparsınız?

CEVAP :Nasıl beyan etmeliyim ki? Bir kere kahvehane kültürüm yok. Sigara tiryakiliğim yok. İçki kullanmam. Ticaretten ve paradan anlamam. Hercai değilim. Programlanmış ve standart bir yaşantım mevzubahistir. Kafa dengi bir arkadaş bulursam şayet, dünyayı potaya kor eritirim birlikte.

Şiir olsun, nesir olsun yazdıklarımdan mütevellit, sistematik bir okuyucu grubum vardır. Onların mesajlarına ve genellikle hal-hatır sormalarına cevap veriyorum kısaca. Osmanlıca yazıyorum ve bol kitabe okuyorum. Genellikle de tarihi mezar taşlarını okumaya bayılıyorum. Günlük tutuyorum çoğu kez. Hafta da bir mesire yerlerine gidiyorum. Artı, fırsatım ve gücüm nispetinde geziyorum Anadolu’yu. Hüzün seanslarım vardır, gecelerin koynunda ve el-ayak çekildiğinde… Varoluş gayemi düşünmekteyim.

Şu anda hazır hale getirdiğim kitabımı çıkarmanın telaşındayım. Bazı rötuşları kaldı düzelti olarak. Biraz önce de belirttiğim gibi spor vazgeçilmezimdir. “Yorulmak” sözcüğü literatürüme henüz girmemiştir çok şükür. Depara kalkmış küheylanlar gibiyim. Dağ, dere, tepe demez; erinmeden dolaşırım nitekim. Bilirsiniz ya hani, bir deyim vardır yöremize has. “Kör gidiyor, yol gidiyor!” şeklinde.
Eh, bizimki de aynısıdır işte! Gidiyoruz, yol nereye kadarsa?

SORU: Afşin sizin için neler ifade ediyor?

CEVAP : Burası kuytu ve göz ardı bir yerdir. Tabiri caizse saklanma bölgesidir. Hiçbir sosyal aktivitesi olmayan kurak bir yerleşim birimidir. Şahsen beni kurtarmıyor ve bana cevap veremiyor. Günlük ölüyor ve tekrar diriliyorum.

“Sizi tutan mı var?” diyenler de oluyor tabi. Evet, bazı mücbir sebepler tutuyor elbette. Yoksa yönü olan, yörüngesi olan birilerinin burada kalacağına inanmıyorum. Kendimi de şu an geçici bir misafir gözüyle görmekteyim.

Bizim köyde hoş sohbet bir adam vardı. O derdi ki: “Afşin, kulunç ortası sayılan bir yerdir. Kaşıyacak olsan elin yetip de kaşıyamazsın!” derdi. Hakikaten doğru bir tespit ve doğru bir benzetiştir. Meteoroloji bile kategorize edemiyor burasını. Hangi bölgeye ait olduğunu kestirmek de mümkün değildir.

SON CÜMLE: Çok teşekkür ederim içtenliğinize.

SON CEVAP:Ben teşekkür ederim, eskilerin diliyle hanemize mihman olduğunuz için. Eyvallah.


Kaynak : http://www.haberhilal.com/haber-Ahmet-Sureyya-Durna-ile-Bomba-Roportaj-8925/#ixzz22ppMzj7M



 
Mehmet Gören Kişisel Web Sayfası
Şimdiye Kadarki Ziyaretçi Sayımız